İstanbul yürüyerek gezilen bir şehirdir ve rotaların çoğu yokuşludur. Sıcak bir günde Karaköy'den Galata'ya çıkmak, haritada kısa görünen bir mesafeyi ciddi bir egzersize dönüştürür. Buna nemli hava eklenince terleme de artar. Böyle günlerde su içmeyi rastlantıya bırakmak yerine günün akışına yerleştirmek, hem daha rahat gezmeni hem akşam daha az yorgun olmanı sağlar.
İçmeyi programa bağla
Yürürken susama hissi genellikle geç fark edilir; özellikle sohbet ederken, fotoğraf çekerken veya bir müzeyi gezerken. Bu yüzden en iyi yöntem, içmeyi bir olaya bağlamaktır. Böylece hatırlamak zorunda kalmazsın.
- Her mola veya kahve durağında bir bardak su iç
- Vapura binmeden ve indikten sonra birkaç yudum al
- Müze veya kapalı mekân girişlerinde şişeni tazele
- Otelden çıkarken ve otele dönünce bir bardak içmeyi alışkanlık yap
Yanında yeniden doldurulabilir bir şişe taşımak bunu kolaylaştırır ve gün içinde ne kadar içtiğini görmeni sağlar. Şehirde kafe, restoran ve birçok işletme şişeni doldurmayı kabul eder; sormak yeterlidir.
Terlediğin günlerde su tek başına yetmeyebilir
Uzun ve sıcak bir günde terlemeyle kaybedilen yalnızca su değildir. Bu yüzden çok su içtiği halde kendini yorgun, halsiz veya baş ağrılı hisseden bir gün olabilir. Günlük beslenmenle dengeyi desteklemenin basit yolları vardır ve bunların çoğu zaten İstanbul mutfağının içindedir.
- Öğünlerde tuzlu bir şeyler tüketmek, yaz aylarında genellikle işe yarar
- Ayran ve maden suyu bu güzergâhta kolay bulunur ve serinletir
- Meyve, salata, çorba gibi su oranı yüksek yiyecekler günün toplamına katkı verir
- Kahvaltıda zeytin ve peynir gibi tuz içeren yiyecekler dengeye katkı sağlar
Hazır elektrolit ürünleri kullanacaksan etiketini okumak ve kendi durumun açısından uygun olup olmadığından emin olmak önemlidir. Bir hastalığın varsa, özellikle tansiyon, böbrek veya kalp ile ilgili bir durum söz konusuysa ya da tuz alımını sınırlaman gerekiyorsa, bunu bir sağlık profesyoneliyle konuşmadan kullanma.
Çay, kahve ve akşam planı
İstanbul'da gün genellikle çay ve kahve etrafında döner; bu şehrin keyifli bir parçasıdır. Sorun, bunların tek sıvı kaynağın haline gelmesidir. Gün boyunca suyu ayrı tutmak, kahveyi aç karnına içmemek ve öğle sıcağında sıcak içeceklerin yerine zaman zaman soğuk su tercih etmek çoğu insanda daha iyi çalışır.
Akşam programında alkol varsa, arasına su eklemek ertesi günün gezi programını belirgin biçimde kolaylaştırır. Uzun bir yürüyüş gününün ardından gelen akşam, vücudun zaten sıvı açığı kapatmaya çalıştığı zamandır.
Vücudun uyardığında
Baş dönmesi, olağandışı halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kalp atışında hızlanma veya idrar renginde belirgin koyulaşma; molaya ihtiyacın olduğunun işaretleri olabilir. Böyle bir durumda gölgeye geçmek, oturmak ve yavaş yavaş su içmek ilk adımdır. Serin bir mekâna girmek, ıslak bir bezle ense ve bilekleri serinletmek de yardımcı olur. Belirtiler geçmiyor, artıyor ya da bayılma hissi, bilinç bulanıklığı veya kusma eşlik ediyorsa bunu kendi başına yönetmeye çalışma; yerel sağlık hizmetine başvur. Türkiye'de acil çağrı numarası 112'dir.
Sonuç
Sıvı dengesi, gezi gününü kurtaran ama planlanması en kolay şeylerden biridir: yanında bir şişe, her molada bir bardak, öğünlerde dengeli bir tabak ve akşam programında araya eklenmiş su. Uzun bir İstanbul gününde bu dört alışkanlık, akşamki enerjini büyük ölçüde belirler.